16 Ağustos 2011 Salı

yine 17 ağustos


her sene atlamak istediğim bir tarih bu ya da her sene daha fazla yaşamak istediğim ama asla sıradan bir gün gibi geçirmek istemediğim.

her sene hakkında uzun uzun bir şeyler yazmak istediğim ya da hiçbir şey yazmak istemediğim tarih.


5 katlıydı oturduğumuz apartman, depremden sonra bu kadar kaldı. bu enkazdan ne kadar insan çıkabilirse o kadarı çıktı, biz ondan sonra ne kadar mutlu olabilirsek o kadar olduk.

yeni çalışma alanı


gün yeni aydı bana daha. iki gündür ancak yoğun ateş düşürücülerle az biraz kontrol altına alınabilen ateşim dün gece sapıttığından pek uyuyamadım. anca bu saatte kendime gelebildim işte.

yaz günü ne hastalığı bu dediğinizi duyar gibiyim. ben de pek memnun değilim durumdan tahmin edersiniz ki lakin bulaşıcıymış yani biri bana hastalığı satıp gitmiş. boğazımda inanılmaz bir ağrı, kulaklarım zonk zonk ve bir de ateş işte.

neyse şikayetlenmeyeyim daha fazla. doktor efendi 4 gün yat, dinlen dedi. e evde yat yat bi yere kadar diyerek ofisi başucuma taşıdım. ben en azından bugün de yataktayım efenim.

bunu dinleyip şenleneceğim.


6 Ağustos 2011 Cumartesi

cumartesi


böyle de bir cumartesi...

keyifler yerinde, huzur tam kıvamında, enerji var bol miktarda, e mustafa da burda, daha ne olsun!

bu da günün şarkısı olsun

4 Ağustos 2011 Perşembe

dinleyiniz - zee avi

tatilden döndük efendim. pek güzel geldi datça'nın dinginliği bana. bir karabiber ağacının altında geçirdik tüm tatili, huzurla, sohbetle, kitapla, gazeteyle...

tatilin dinginliği bana da geldi. geldiğimden beri bir huzur hali. bozulmasın hiç:)

yeni keşif zee avi. dinleyiniz huzur bulunuz...


Muzicons.com

27 Temmuz 2011 Çarşamba

kayıp


aynı hafta içinde 3 tane bloga yazmamam ve merak edilmeme dair mail alınca şaşkınlıkla bu postu girmek zorunda hissettim kendimi:)

iyiyim efenim, çokça iyiyim hem de. bir haftadır tatildeyim, bir kaç gün daha buralardayım.

hepinizi öperim:)

9 Temmuz 2011 Cumartesi

kocaman kocaman konuşmak


insan başkasına tavsiye ettiği şeyleri kendisi yapamıyor çoğu zaman. ben de öyleyim. çeşitli diyaloglarda "her şey oluyor hayatta, büyük konuşma" sık sık telafuz ettiğim cümledir. ama kendim kocaman kocaman konuşmaktan alıkoyamıyorum kendimi. çoğunlukla da patlar bu söylemler. neye "asla!!!" dediysem çok ünlemli başıma gelir. bir bakıyorum ki "asla" dediğimi "seve seve??!" yapıyorum.

neyse yine öyle bir haldeyim yani. kocaman kocaman kelimelerin altındayım. kötü bir şey mi bu? görürüz bir süre sonra. iyi olması umudumuz.

gündem özeti verelim:

-havalar parçalı bulutlu, gel git yoğun
-babayla uğraşmaya devam. bugün büyük bi sıkıntıdan kurtulacağız ama umuyorum.
-kitap okuma günlerine geri döndüm. ciddi dikkat sorunu yaşadığım bugünlerde sanırım en uzun konsantrasyonu kitap okurken sağlıyorum.
-spora başladım, bakalım ne kadar sürecek:)


*fotografın konuyla alakası yok tabi:)

4 Temmuz 2011 Pazartesi

mola


bir ada çayı molasını haketmedik mi artık?

sabah ilk vapurla bir saatliğine adaya gitmek, birkaç bardak çay içip yanında üçgen peynirle simit yemek, üstüne bir de iki lafın belini kırmak tüm dertlerin ortasında "en kötü günümüz böyle olsun" dedirtiyor insana.

en kötü günümüz böyle olsun!