12 Kasım 2009 Perşembe

papatya

evi çiçek bahçesi gibi olan insanlara imreniyorum hep. ben ne kadar uğraşsam da çiçek bakamıyorum. hepsi küsüyo bana. en ölmez denilen çiçekler bile ölüyor benimle. biraz sinir bozucu bişi. Bir çok denemem oldu bu konuyla ilgili. Bahar başında seradan bir kasa çiçek aldım, getirip büyük bir hevesle diktim. Mutfak camının önü çiçeklerin sevdiği bi insan olsam küçük bi çiçeklik haline getirebileceğim bir yer. Ama dedim ya maksimum bir ay dayanıyo çiçekler. Sonra teker teker büküyolar boyunlarını ve ölüyorlar. Bir tek sol üst köşedeki çiçeğim dayanıklı. Neredeyse bu eve talındığımdan beri yaşıyor. Hatta içinden yavru bile vermeye başladı.

Bu haftasonu seradan sağ alt köşedeki papatyaları aldım. Serada satış yapan amcaya defalarca "hemen ölmez di mi?" diye sorduktan sonra verdiği cevap "insanlar bile ölüyor" oldu. Çok umutlu değilim anlayacağınız. Ama diğerlerinde olduğu gibi buna da gözüm gibi bakıyorum. Sol alt ikinci fotograftaki büyük bitkiyi Gökhan hediye etti. O da yapraklarını dökmeye başladı. Araştırdım biraz güneş istiyormuş. E benim evim direkt güneş almıyor ki. Masanın üstüne koydum evin en aydınlık yeri olarak. Umutla bekliyorum sonucu.

Bu arada bu çiçek sevdam apartmandaki komşuların da dikkatini çekiyo tabi. Bir süre cıvıl cıvıl olan mutfak önü tezgahı, bir süre sonra kurumuş çiçeklerle doluyor. Önce en üst kattaki teyze bir gün camımı tıklatıp "tam sana göre öldüremeyeceğim bir çiçeğim var, senin için çimlendiriyorum, kıvama gelsin indireceğim" dedi. Teşekkür ettim tabi, sonucu bekliyorum. Dün de bir üst katımda oturan yaşlı, hafiften de çatlak teyze gümbür gümbür kapı çalmak suretiyle geldi. Yine saati fila soracak herhalde diye homurdanarak açtım kapıyı hiçbir şey sormadan "Su camın önündeki kurumuş fesleğeni ver saksısıyla bana" dedi. "Vereyim tabi, hayırdır" dedim. "Ben de bir çiçek var çok dayanıklı, ondan dikeceğim sana" dedi. Peki dedim verdim ona da saksıyı. Nasıl bir imajım var apartman sakinlerinin gözünde anlayamadım.

Velhasıl kelam komşulardan gelecek çiçekleri bekliyorum. Var olan çiçekleri yaşatmak için de elimden geleni yapıyorum. Gelişmeleri buradan bildiririm:)

PS: pek hızlı hızlı yazdım, okuyup düzeltecek halim kalmadı. affola:)

3 yorum:

cansu vardan dedi ki...

hep hızlı yaz mademse... hmmm dadından yinmez bu! ve de "ne gisel papatya" :)

heidi dedi ki...

Papatyalar şahane imiş. Ben de tam bir çiçek özürlüyüm hiç beceremem bakmayı. Ama eş insanı öyle azimliki bu yaz el kadar balkonda domates salatalık semizotu ve biber yetiştirdi. Seneye artık pazara tezgah açarız diyorum.

meLos dedi ki...

öyle bir eş lazım işte bana da. şaka bir yana. annem "üç tane çiçeğe bakamıyosun sen, nasıl çocuk büyüteceksin?" diye söyleniyo zaman zaman. sanırım artık çiçekler konusunda bilimsel çalışacağım:)