adalar modalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
adalar modalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2009 Cuma

gecikmiş bir haftasonu hikayesi


haftasonunun kısa özeti yukarıdaki fotograflar. biraz fazla dolu bir program olsa da pek keyifliydi.
maddeli olarak anlatmak daha kolay olacak sanırım:)
- güzel güzel birsürü yemek. (çok hamarat arkadaşlarım var vallahi)
- gelenekselleşmesini can-ı gönülden istediğim "gizli hedef partisi" (tamam bu sefer asya'yı elde edememiş, hatta koskoca dünya üzerinde iki askerle kalakalmış olabilirim. ama azimliyim:))
- geceye dair tüm fotograflarda gudubet maskemi takmış olmam eğlenmediğim anlamına gelmez.
- zavallı mojo'nun başına gelenler:) (hayvan dediğin de kiminle aşık attığını bilecek ama değil mi?)
- yine bir köşede sızış ve ilk gecenin sona ermesi:)
- cumartesi sabah erkenden kalkış, kadıköy'de başak ve yağmur'u bekleyiş. çoook ama çok sıcak bir hava.
- motorla heybeliada'ya gidiş. neden daha önce gelmedim diye hayıflanış.
- bira istavrit ve salata ile sabah kahvaltısı.
- faytonla nostaljik ada turu:) adanın her köşesine hayran kalınış
- bir sürü fotograf
- dönüş yolundan önce buz gibi frappe'ler
- biraz yorulmuş bi şekilde motorda dedikodu:)
- bitmeyen enerjiyle taksime gidiş
- ismi kötü olsa da güzel bir mekan olan "şiirci"ye gidiş
- falafel
- çok çok bira:)
- taksicilerle anlaşma çabaları. en sonunda bir taksiye binebilme:)
- eve geliş
- aynen sızış:)
- bitmedi daha pazar günü var:)
- benitoda takılmaca. hakır hakır gülmece. gökselotti'yi unutmadım tabii:D
- onur, deniz, zeynep üçlüsünün katılımıyla çay-börek-kek gününe başlayış.
- eve gidiş, iş güç yapış
- ve yine bi koltukta sızış:)

budur haftasonunun özeti. ve ben mümkünse bu haftasonunu evimde asosyal bir şekilde geçirmek istiyorum:)

19 Nisan 2009 Pazar

veee pazar

başlarken: bu şarkı kimseye bişi ifade etmese bize eder:)

önce bir fotoğraf 2001'den tahminen Mart ayı. Değirmendere'de dağlardayız. Karşımızda muhteşem bir deniz manzarası. Az önce ton balıklı sandviç yemişiz. Fotoğraf anında elimizdeki kaşıklarda sarelle var. artık büyüdük en çok nutella seviyoruz.


bu resim de bugünden. aradan 8 yıl geçti. biz yine dağ tepe çıktık, yine karşımızda müthiş bir manzara. bu fotoğraftan az önce tonbalıklı sandviçlerimizi yemiştik. benim kafamın altındaki çanta aynı çanta (pes doğrusu 8 senedir aynı çantayı kullanıyorum, bana tüketim çılgını diyenler utansın!) Şimdi gelelim farklılıklara: eskiden bu dağa tepeye çıkarken kimseye kan kusturmazdım. büyüyen göt, göbek (ve hatta resimdede gözüken gıdık) takımı yüzünden çıkarken ciddi anlamda zorlandım. nefes nefese kaldım. 3 adımda bir "napacağız kiliseyi hadi dönelim" dedim, Benan beni motive etti, hedefe ulaştık. Farklılık 2: sarelle ya da nutella yok. onun yerine adada dondurma keyfi var. Farklılık 3: hava sıcak, kazaklar yok, allahtan yok bir de kazak olsa cenazem çıkardı ada'dan:)

Anlaşılacağı üzere sabahın köründe kalkıp Büyükada'ya gittik. Kiliseye çıkalım dedik. İtiraf ediyorum böyle bir yol olduğunu bilsem kıçımı kaldırıp imkanı yok çıkmazdım. Ama iyi ki gitmişiz pek bir eğlendik. Pek bir keyiflendik. Hep yapalım dedik, hayaller kurduk.

Benan papatyadan taç yapma girişiminde bulundu. Yetersiz papatya sebebiyle güdük bir taç oldu ama pek güzel oldu.


bu benanın papatya taçlı hali.

bu da gecen 8 yılda bir hayli kilo aldığı gözlenen melosa hatununun papatya taçlı resmi.


bu resmi de koymadan edemeyeceğim.


dönüş yolunda pek konuşmadık benim sızlanmalarım ve evlere bakıp kurduğumuz ufak hayaller dışında. aslında adanın içinde yapmayı planladığımız birsürü şey varken yorgunluk çıktı piyasaya. benim ayakkabılarım ayağımı adeta parçaladığı için vızıldamaya başladım. uslu uslu yedik yemeğimizi, aldık dondurmamızı ve bindik vapura. yorgunluk ve keyfin resimleri aşağıda.

hep yapalım bunu:)