depdepresif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
depdepresif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2009 Salı

itiraf

ben şimdi aslında depresif depresif şeyler yazmak hatta mümkünse bir şeyleri kırıp dökmek ve hatta mümkünse kendi kafamı duvarlara vurmak filan istiyorum. alttaki şarkının altına da upuzun nefret dolu şeyler yazmıştım aslında. sonra okudum, kendi kendime bu kadar asabiyete gerek yok dedim, herkesler okuyacak, zayıf gözükmemek lazım dedim sildim. sonra kendi kendime "ne ikiyüzlüsün lan meloş" dedim ve bunu yazmaya karar verdim. önceki nefret dolu yazıyı tekrar yazmıcam tabi zira geçti bile. belki de geçmedi de kendimi kandırıyorum bilemedim. bu ara kendimi pegzel kandırabiliyorum.

öbdüm

9 Aralık 2009 Çarşamba

kabus



aslında sadece günün şarkısı olarak koyacaktım klibini. sonra youtube'da gezinirken bu klibe rastladım. sonra bu sabah gördüğüm kabusu hatırladım. sabah biraz saçma bi şekilde uyandığımdan çıkıp gitmiş aklımdan. oyda ki su son 4 aydır kabuslarla sıkı fıkı olduğumdan unutmuyordum hiçbirini (hatta itiraf ediyorum, çok çılgınları yazıyorum bir yerlere).

çok ilginç ama nerdeyse bu kliple aynıydı rüyam. tek farkı tek bir gökdelen var ben gökdelenin ortalarında camın kenarında oturuyorum. sadece karşıyı görebiliyorum, aşağıya ya da yukarıya bakamıyorum. yukarıdan sürekli insanlar düşüyor. o insanların yüzlerini görebilmek için saniyelerim var. o kadar stres oluyorum ki geçenleri tanımaya çalışırken. aşağıdan bağırışlar geliyor. ama kimseyi göremiyorum. herhangi bir gelişme olamadan uyandım. kalktığımda boynumdaki damarlar ağrıyordu yine...

uyku sapıtmacalarım yoluna giriyor yavaş yavaş. hatta hafiften bir uyku düzeni oturtmaya bile başladım. sabah 6'da uyansam da en azından 5-6 saat deliksiz uyuyorum son 5 gündür. Ancak kabuslar bitmiyor. Kafam ağrıyo bazen uyandığımda, çenem ve boyun kaslarım zaten hep ağrıyor. Geçsin artık istiyorum...

24 Kasım 2009 Salı

günün şarkısı



işte buna bıçak çekiyorum
şimdi adı yok hiçbir sevgilinin
zaman zaman değil şimdi
yalnız ben miyim bu ahir zamanda
derviş mekanına aşk ile çağıran
bu ahir zamanda …

25 Ekim 2009 Pazar

wrong

günün şarkısı olsun bu da. yazacak çok bir şey yok aslında. böyle işte "wrong". Biri gelip şarkıdaki her "wrong" sözünde kafama çıtank diye vursun ben de kendime geleyim istiyorum. Friendfeed'de şarkı için yaptığım "şu an sanki şarkının her bi yanı beni anlatıyomuş gibi geliyo." yorumuna Tuğba'nın verdiği yanıt aslında kafamı duvarlara vurmaktansa dönüp kendime bakmamı sağlıyor: "Ya halen bunun farkında olmasaydın?"

Farkındalık hep güzel bişi midir bilmiyorum, ama sanırım evet geç olmadan farkına vardığım için biraz da şanslıyım...

18 Ekim 2009 Pazar

haydi bakalım

haydi bakalım, buyuralım burdan yakalım.

bu kadar siniri geyik bi şekilde bişiler anlatıp atlatabilir miyim bilmiyorum hiç. yazayım iyi gelir diye açtım blogu ama. yetmeyecek galiba.

blogu açmama vesile olan yazıyı açıp okuyayım. siz de o yazıyı yeniden yazdım farzedin. ben de o yazıyı yazmama sebep olan olayı hatırlayayım bu olayın asabiyeti yetmezse. falan filan.

buyrun burdan yakın

29 Eylül 2009 Salı

gelgitli haller




böyle sümüklüböcek gibi yapışayım bi duvara kuruyayım orada öyle. şimdi böyleyim. çok geçerli sebeplerim var kendi içimde. hoop maskeleri alırım yarın yine. endişelenilmesin..

-yine yeniden kabuslar
-uyuyamama halleri
-aynada kendini görememe, sevmeme hali
-bi koşu gidip saçı başı değiştirme, ortaya çıkan yeni görüntüyü de sevmeme
-yeni halin eski zamanları çağrıştırması
-her aynaya baktığında hep güzel anıların aklına gelmesi
-güzel şeyleri düşündükçe kendine kızma hali
-geçsin istemek, geçmesin istemek
-uzaklaşmak iyice
-gitmek istemek
-uyumak istemek
-uyumak istemek
-uyumak istemek

(bu yeni ergen depresif hallerin bir an önce geçmesi blog yazarının da tek temennisi, anlayışlı olalım, sırtını sıvazlayalım)

2 Eylül 2009 Çarşamba

bahar temizliği

iyi temizlemek lazım etrafı. gizli köşelerde hiçbir şey kalmamalı, sonra ortaya çıkabiliyorlar tam hayatımı düzene koydum dediğin anda.

her şey bitsin
her şey gitsin...

(sonu gelecek bu bıdırdanmaların yakın zamanda, hissediyorum:))

27 Ağustos 2009 Perşembe

yıkılsın duvarlar




Sevgili Günlük,

Son derece asabi ve dipte olduğum anda bunları yazmamın sebebi sadece biraz sakinleşmek istememdir.İçimden geçen binlerce küfürü buraya yazmayacağım tabi. Zira az önce yüksek sesle telafuz ettim bolcasını.

Bir yanda bilmem kaçıncı kez inanışım var yok yere; bi yanda bilmem kaçıncı hayalkırıklığım var.

Israrla kaçındığım şeyden kaçmamın gereksizliğini farkettim sadece bir lafla ve bi anda şarkılar anlamını yitirdi.

Yeni bişiler olsun. Herşey yeni olsun. Yıkılsın duvarlar

(bunlar dün yazıldı ve taslak olarak kaydedildi)

Dün gece:

Geçti gitti asabiyet, yine yeni kararlar alındı. Kalanlar:
- kuru fasulye, pilav, cacık
- moda aile çay bahçesi, sohbet, geyiğin dibi, kahve falı(bu fal ayrı bir yazıda ele alınacak)
- moda sahil, kayalıklar, mehtap, ay batması, sohbet muhabbet, gülme krizleri, çekirdek, kakalaklar
- güzel bir gece, yıkıldı duvarlar

16 Ağustos 2009 Pazar

10 yıl


10 yıl geçmiş... KOskoca 10 yıl... Bu on yılda sadece 17 ağustoslarda değil; her ambulans sesi duyduğumda, her inşaat yıkıntısı gördüğümde, bazı şarkıları her dinlediğimde, bazı fotografları her gördüğümde, o gün gidenler her aklıma geldiğinde gözlerim doluyor, boğazımda bir yumruyla kalakalıyorum.

Özledim çok!

22 Haziran 2009 Pazartesi

kabus



Aynı rüyayı kaçıncı kez gördüğümü sayamıyorum artık. değişen tek şey rüyanın içinde kısa birsüre bana eşlik eden insanlar. rüyayı ne kadar sık gördğümü düşündükçe yine görüyorum. sinirler bozuk. bir daha görmemeyi diliyorum...

değirmendere'deyim. Mercan'daki evin yerinde başka bir apartman var. 4. kattayız. Mobilyalar değişik. Tarzımız değil. Fazla asortik. Ablam, annem, babam ben varız. Akşam geç saatler. Yemek yemişiz. Balkonda oturuyoruz. Birden sahne değişiyor. Ben odamdayım, uykudan uyanıyorum bir panikle. Etrafta kimse yok. Hava karanlık. İçeriden su sesi geliyor. Anneme sesleniyorum, ses yok. Sırayla deniyorum evdekileri kimse ses vermiyor. Kalkıyorum yataktan su sesine değil annemlerin odasında gidiyorum. Kimse yok. Ablam da yok. Salona gidiyorum. İlginç bi şekilde camlar kapalı ve içerisi çok sıcak. Camı açmaya gidiyorum. Su sesi dışarıdan geliyor. Deniz bizim pencerenin altına kadar yükselmiş. Denizin üstünde onlarca balina var. Minyatür balinalar. Ölmüş hepsi. Bir tanesi camın tam altına sürükleniyor. Yaşıyor gibi. Diğerlerinden daha sağlıklı görünüyor. Gidip küveti doldurmak için suyu açıyorum. Balinayı nasıl içeri taşıyabileceğimi düşünüyorum bir yandan. Minyatür olduklarını söylemiştim balinaların ama ellerimden kayıyor. Mutfaktaki kilimi alıyorum. Suya atlıyorum, etrafımda üç tane ölü balina var. Her yanıma değiyor. kilimi balinanın etrafına sarıyorum. uçlarını pencereden içeri atıp, yukarı çıkıyorum. Yüzgeçleri kıpırdıyor o sırada. Bu arada denizden tiz sesler geliyor. Ağlamaya başlıyorum. Balinayı çekmeye çalışıyorum ama her seferinde kayıyor kilimin içinden. Belki on kez deniyorum ama olmuyor. Sesler çoğalıyor gitgide. Artık balinanın yüzgeçleri de kıpırdamıyor. Gözünden kan akmaya başlıyor. Öldüğünü anlıyorum. Tüm sesler kesiliyor bir anda. Deniz kıpkırmızı oluyor. Sıçramayla uyanıyorum...

15 Haziran 2009 Pazartesi

sıkılmalar

sıkılıyorum ve de daralıyorum. nefes bile alamıyorum. geçsin, bitsin, geçsin, bitsin, geçsin, bitsin